Seyfi Öngider: Tarih bilinci ve siyasi kimlik

1887 yılında Cenevre’de Devrimci Hınçak Partisi adıyla kurulan ve daha sonra 1909’da İstanbul’da yaptıkları altıncı kongrelerinde adını Sosyal Demokrat Hınçak Partisi haline getiren örgütle ve onlardan üç yıl sonra, 1890’da Tiflis’te kurulan Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) ile Türkiye sosyalist hareketinin …

Taner Akçam: “İlk gece hakkı” tartışmasına dair

20 Nisan 2021’de Gazete Duvar’da yayımlanan bir söyleşi sırasında kullandığım “Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi” ifadesinin, söyleşi sırasında aktardığım başka pek çok fikrin içinden koparılarak, şahsıma karşı ağır ifadeler ve hakaretlerle körüklenen bir saldırı kampanyasının aracı haline …

Sait Çetinoğlu: Bedirhanilerden Hamidiye Komutanları Haydaranlara İnsanlık Dersine Dairdir

İstanbul Belediyesi Kütüphanesinin tozlu raflarında bulunan  bir belge dönemine ışık tuttuğu gibi, birçok bakımdan önem taşıyor:

Birincisi, Mektup, dilinden anlaşıldığına göre 1908 sonrasında II. Meşrutiyetin başlarında yazılmış. Mektup, Kürtler arasında prestijli bir aile efradının önde gelenleri tarafından yazılmış, tek tek …

İra Tzourou: Lavrion maden ocakları “Βiz burada bir alaşımız”

Konstantin Kavafis, Helenistik çağın Urfa şehri hakkında şöyle yazmıştı: “Biz burada bir alaşımız, Asuriler, Rumlar, Ermeniler, Medler”.

Lavrion, yaklaşık olarak 19. yüzyılın ortasında Yunanistan’ın endüstriyel modern kimliğinin simgesi haline geldi. Tarihi özellikleriyle endüstriyel madencilik ve metalurji faaliyeti, yüzyıllar süren büyük …

Parçalanan Devrim Düşleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Hürriyetten Şiddete

Jadaliyya (J): Sizi bu kitabı yazmaya iten ne oldu?

Bedross Der Matossian (BDM): Geç Osmanlı dönemi tarihine her zaman ilgim olmuştu, özellikle de 2. Abdülhamid (1876-1909) ve İkinci Meşrutiyet (1908-1918) dönemlerine. Geçmişte bu döneme ilişkin bilimsel çalışmaların çoğu hâkim yönetici …

Ümit Kardaş: İttihat ve Terraki’den bu yana yasama-yürütme ve iktidar-muhalefet ilişkisi

II.Meşrutiyet, siyasal pratiğinde milletin ve temsilcilerinin bir yükselişi anlamına gelmemiştir. Önce hâkim parti, sonra da fiilen tek parti durumundaki İttihat ve Terakki baskı ve terör yöntemleriyle ve kısmen de ordu desteğiyle muhalefeti sindirmiş, ülkenin siyasal kaderini komplocu yöntemlerle belirlemiş, parlamento …